Özgecan’ın Ölümü Üzerine

özgecanİçinde bulunduğumuz hafta Mersin’de genç ve güzel bir kızın hem taciz edilmesi hem de öldürülüp yakılması, hem olayın kendisi, hem de etkisi açısından çok büyük bir olaydır. Dünyada bu tür olaylar ne ilk ve ne de son. İnsan ruhunda böylesinde vahşilikler de bulanabiliyor; insan, yeryüzünün en  yüce varlığı haline de gelebiliyor. Ama böyle bir olayın, öldürme, zina ve yakmanın haram kabul edildiği  Müslüman bir ülkede olması akılları donduruyor. Bu olaydan sonra ortaya çıkan bazı yorumlara bakıldığında “Öldürülmesi yetmez, katil, öldürülmeden önce acı çektirdiği gibi acı da çekmeli” deniliyor. Bu olayın sonucunda suçlu için kanunlar ne karar verirse versin, islam inancında kasten erkek veya kadın, insan öldürmenin cezası kısastır ve ölümdür. Allah’ın (cc) koyduğu bu kural üzerine insanlar geçmişte ve günümüzde ne formüller üretirse üretsin, katili affedebilecek ve ölümünü ortadan kaldırabilecek bir tek kendi ailesidir. Bundan başka ne kanunlar, ne de toplumun verdiği bir affetme yetkisi söz konusu olamaz. Velev ki kanunlar böyle hükmetse bile. Mersin Barosundaki hiçbir avukatın katili savunmak istememesi ve halk tarafından linç edilmek istenmesi de toplumsal nefretin ne ölçüde olduğunu ortaya koyuyor. Özgecan’ın kendisine Allah’tan rahmet, geride kalan yakınlarına sabırlar diliyorum.

Şimdi henüz olayın acısının tazeliği ortada dururken, onunla ilgili daha fazla bir şey söyleyerek, nefisleri kabartmak istemiyorum; suçlu cezasını çekmeli. Bizim üzerinde düşünmemiz gereken nokta, neden böyle bir toplumsal yapıya dönüştüğümüzdür. Kendisinin güzelliği ayrı bir konu olmakla birlikte, insanın davranışının akıl almayacak bir sapkınlığa dönüşmesinde, toplumsal yapımızda ciddi bir problem olduğunu düşünüyor ve bunun da ancak ahlaki eğitim ve diğer alınması gereken tedbirlerle birlikte ele alınmasına ihtiyaç olduğuna inanıyorum.

İnsanlar kendilerini modern, çağdaş, uygar vb. tanımlarla tanımlayabilirler; ama insan nefsinin yapısını da unutmamak gerekir. Nefis yoldan çıktımı ne modernlik ne de örtülü dindarlık bırakıyor. Böyle bir olayın olması elbette bir tek nedenle açıklanamaz. Birçok şey söylenebilir: Bireysel açıdan katildeki ruh hastalığı, eğitimsizlik, kızın güzelliği, ortamın oluşması, kanunlardaki ve akordiyon1yaptırımlardaki boşluklar, bu nedenle ortamın bilinçli şekilde hazırlanması vb. daha birçok şey söylenebilir. Bunların hiçbirisi tek başına açıklayıcı olamaz. Topluca hepsine birden kafa yormak gerekir. Gözden kaçırılmaması gereken nokta, insan nefsinin azdıracak ortamları azaltan formülleri çoğaltmaktır.

Hem ortamın oluşması açısından hem de insanın iyileşmesi bakımından insan nefsinin nasıl bir yapıda olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Açık olan bir durum şudur ki, insan nefsi adeta akordion gibidir. İyilik tarafına da kötülük tarafına da çekilebilmekte ya da gidebilmektedir. Bu ikili yapı her zaman insanı tehdit etmekte ve insanın ciddi manevi bir eğitim ile eğitilmesi gerektiği sonucunu ortaya koymaktadır. Ne kadar tedbir alırsanız alın, nefis ahlaki prensipler doğrultusundan pusulasını şaşırdığı zaman uçurumlara yuvarlanabiliyor. Hiç kimse böyle bir riskten uzak değildir. Bireysel eğitim kesinlikle ve öncelikli olarak şart olmakla birlikte, toplumsal yapılar da nefsi kabartıcı ve yoldan saptırıcı örgütlenmemeli ve caydırıcı akordiyonyolmalıdır.

Toplumumuzda kahvehanelerdeki sigara yasağı ile ilgili bir Kahveciler Odası Başkanı ile konuştuğumda söyledikleri manidardır: “Hocam, sigara içme yasağı kararından sonra şu kadar esnafımız ve üyemiz işini kaybetti, ama ben buna rağmen sigarayı savunmuyor ve sigara iyidir demiyorum. Alınan karar çok doğrudur; ancak garibanları işinden edip, henüz hiç girilmeyen kahvehaneler var. Böyle bir ikili standart olduğu müddetçe bu çözüm doğru bir çözüm değildir.”

Eğer nefse, özgürlük, hürriyet ve sanat adına sonsuz bir yetki ve izin verirseniz gideceği adres bellidir. Toplum, nefsi yatıştırıcı tedbirler ve ilahi sözlere kulak verme konusunda ideolojik davranmamalı ve hangi düşüncede olunursa olunsun manevi yapıyı tahrip edecek bir anlayışı desteklememelidir. Eğer sanat adına, sanatçılar tarafından insan nefsi tahrik edilirse, sevişme sahneleri her gün sanat olarak anlatılırsa, yayınlarda bu standart haline getirilirse, bundan kimlerin ve nasıl etkilendiği hiçbir zaman bilinemeyecek; ama nefsi terbiye etmeyen; aksine tahrik eden, nefsi tahrik edici her türlü ortam, araç, duygu, düşünce  ve davranışlar sonuçta insanlık için acı sonuçlar doğurabilecektir.

idegosuperegoİster Freud mantığı ile bakalım, ister islami açıdan bakalım, istersek başka bir gözlükle bakalım iş nefiste düğümlenmektedir. Allah-ü Teala, insanı en güzel şekilde “Ahsen-i takvim” bir şekilde yarattığını; fakat sonra onu aşağıların aşağısı kıldığını belirtiyor. Buradan açıkça anlaşılan, nefsin bataklığa düşmesi sonucunda ortaya çıkan durumdur. İster yaratıcıyı ret, isterse insanlıktan uzaklaşma açısından olsun, varılan son, nefsin kendini kaybetmesi ve çığırından çıkmasıdır. Çığırından çıkmanın çok sayıda şekli vardır.  “Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik Kuran-ı Kerim Tin 95/4

Toplumsal olaylarda her an yaşadığımız ve gördüğümüz üzere, en şerefli ve en mükemmel olarak yaratılan insan, zamanla “birbirinin kurdu” olacak şekle dönüşebilmektedir. Ama unutmamalıyız ki, “Bir insan, bir anda katil olmaz.” Bu bir süreçtir.

İnsanın katil olabilmesi için önce “katil olma”, “katil olabilme” düşüncesini uzunca bir süre zihninde beslemesi gerekmektedir. Fuhşa bulaşan kişi de aynı durumdadır. Bu düşünce, zihninde yer bulup gelişmeden, ortaya böyle bir son çıkmaz.insan ve akordiyon
Bu nedenle toplumun ıslahı ve iyileşmesi için iki yönlü nefsiniçalışılmalıdır. Hem bireysel hem de toplumsal şartlar,  iyilikleri geliştirecek ve kötülükleri azaltacak şekilde yapılanmalı ve buna uygun tedbirler alınmalıdır. Sosyolojik olarak eğer “İçinde yaşadığımız toplum, işte budur” diyorsak unutmayalım ki, ortaya çıkan, sadece sonuçlardır. Eğer toplumda istikrarlı bir şekilde kadına veya erkeğe şiddet ve taciz  çoğalıyorsa buradaki olay, sadece şiddet ve taciz gösterenlerle sınırlı değil, toplumsal bir soruna işaret etmekte ve büyük bir toplumsal sorun var demektir. Olayı bütüncül açıdan ele almalı hep birlikte daha sorumlu davranmalıyız. Özgecan, mekanın cennet olsun; varsa, Allah, taksiratlarını affetsin.

Tags:

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir