Seyahatimizin 4. ülkesi Pakistan, önce İslamabad, sonra Lahora gidiyorum. Birbirini kardeş kabul eden ve birbirini seven iki ülke olduğumuz için bu yakınlıktan dolayı görmeyi çok arzu ettiğim bir ülke. Havaalanında indiğiniz andan itibaren bunu hissediyorsunuz. Türkiye ve Türklere karşı özel bir sevgi var. Sizi hemen şoförler karşılayıp, hem sizi kazanmaya hem de sizi istismar edilmeyesiniz diye korumaya çalışıyorlar. Birisi ile anlaşıp gideceğimiz adrese doğru yola koyuluyoruz. Doğrusu böyle geniş yollar beklemiyordum. Yeni havaalanından ayrılırken adım Ali olduğu için konu Şiilikten açılıyor. Ben sünniyim ve zaten Ali’nin aslıyım ve kendisiyim diyorum. Sünnilik ve Şiiliğe ne gerek var. Hepimiz Müslümanız. Meğer çoğunluk itibariyle sünni olan Pakistan’da önemli bir miktarda şii nüfüs da varmış.

Varacağımız adrese varıp ben çıkıp dolaşmak istediğimde İhsan Bey beni uyarıyor. “Hocam burası çok sıcak, kendi başınıza gezemezsiniz. Bizdeki otobüs sistemi gibi sistem yok, taksi tutmanız lazım diyor, arkasından da ilave ediyor. İslamabadta görülecek en önemli yer Kral Faysal camii. Caminin içerisine mutlaka girmelisiniz, yoksa ne anlamı var. Hava çok ama çok sıcak. Bunu Cuma namazı için pojesi Türk mimar Vedat Dolakay tarafından çizilen ve inşasında Türk mühendislerinin çalıştığı, ülkenin sembolleri arasında gösterilen Kral Faysal Camiinde Cuma namazını kılmak için çıktığımda anlıyorum. Caminin ancak son kısmında yer bulup içeri girebiliyorum.

Hemen yanına oturduğum Rähèèl Kurèshìl ile öylesine dost oluyoruz ki, sık sık selfi çektiriyoruz. Pakistanlılar Türkleri çok seviyor. Biz de onları tabii. Namazdan çıkınca cemaatten tanıştığım kimselere şehir merkezini ve İslam Üniversitesini soruyorum, bana tarif ediyorlar, seni bir yere kadar götürelim diyorlar ama önce bir yere uğrayacaklarını söylüyorlar. Ben de onlarlayım, meğer uğrayacakları yer Pakistan eski devlet başkanı, şehit edilen rahmetli Ziyahul Hak’ın kabri imiş. Şaşırıyorum. Cami bahçesinde o kadar mütevazi bir mezar ki hemen hatıralarım canlanıyor ve seviniyorum. Ziyaül Hak, 1987 yılında çalışmış bulunduğum İslam Konferansı Teşkilatı’ının bir birimi olan ve başında Ekmeleddin İhsanoğlu’nun bulunduğu IRCICA’ya (İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’ne geldiğinde kendisi ile el sıkışmış ve tevazuundan dolayı çok sevmiştim. Hiç unutmuyorum, humble donation (mutevazı bir bağış) diyerek Merkeze 10.000 $ bağışlamıştı. Kabrini ziyaret ederek dua edip ayrılıyoruz. Sonra Pakistan Uluslararası İslam Üniversitesini arıyoruz ama sıcaktan takatimiz kesilip aramaktan vaz geçiyoruz.

Daha sonra Safdar Khan kardeşimiz ile anlaşıp şehirde ziyaret edilecek müze ve ulusal anıtı ziyaret ediyorum. Bu arada hükümet binaları ile Albayraklar tarafından yapılmış bulunan Türk metrobüs sisteminin fotoğrafını da uzaktan çekmekle yetiniyoruz. Ancak kayıp olduğu için burada milli anıttaki (National monument) fotoğraflarını yayınlayamıyorum.

Akşam beni bir sürpriz bekliyor. İslamabad’taki Türk kuruluşlarının temsilcileri ile iftarda bir arada oluyor. İHH, Kızılay, THY, TİKA…. Kendimi sanki Türkiye’de hissediyorum. Türkiye kuruluşları aracılığı ile Pakistan’da önemli bir hizmet sunuyor. Burada her birisini tek tek anlatmaya imkan yok. İyi ki varız diyorum. Elhamdülillah. Başta İhsan Özyürek olmak üzere birlikte olduğumuz bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum.
Daha sonra da Lahor’a geçiyorum…. Devam edecek…

Tags:

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir