You Are Here: Home » Ana Sayfa » AKADEMİK VE TURİSTİK AVRUPA GEZİ NOTLARI: POLONYA, ÇEK CUMHURİYETİ, FRANSA, ALMANYA, BELÇİKA

AKADEMİK VE TURİSTİK AVRUPA GEZİ NOTLARI: POLONYA, ÇEK CUMHURİYETİ, FRANSA, ALMANYA, BELÇİKA

POLONYA

Lodz Ünivesitesi Ekonomi ve Sosyoloji Fakültesi Yaz Okulu

6 Temmuz 2013 tarihinde Polonya Lodz Üniversitesi Ekonomi ve Sosyoloji Fakültesinin davetlisi olarak her yıl geleneksel olarak düzenledikleri ve bu yıl da 9. sunu gerçekleştirdikleri Uluslararası Yaz Okulu programına 5 öğrenci ile birlikte katıldık.

yaz okulu

Misafiri olduğumuz Lodz Üniversitesi, Lodz şehrinde, şehir de Polonya’nın ortasında ve başşehir Varşova’ya 100 km’den fazla bir uzaklıkta yer almaktadır.

Program sonunda katılımcılara 6 AKTS yerine geçen birer sertifika verildi. Program, hem akademik dersleri hem de bu derslerle ilişkili gezileri kapsıyordu. Bu nedenle program çerçevesinde Polanya’nın önemli yerleri ziyaret edildi.

Katılımcılardan bir grup ile Fakülte önünde

Katılımcılardan bir grup ile Fakülte önünde

Programın ana konusu: Çağdaş Dünya’da İnsan Güvenliği idi. 8-18 Temmuz tarihleri arasında 2 haftaya yayılarak gerçekleştirilen programda, Ekonomik, Kamu, Su, Enerji, Sivil Vatandaşlar, Sosyal Güvenlik, İnternet ve Enformasyon Güvenliği gibi konular ele alındı. Üniversitenin ve misafir hocaların ders niteliğindeki sunumlarının yanı sıra, katılımcıların oluşturdukları gruplar da birer sunum yaptılar. Her grubun sunum şekli kendisine özel olmakla beraber Türkiye’yi temsil eden bizim grubumuzun sunumu hem farklı hem de hareketli idi.

Her ülkeden farklı sayıda kişi katılırken, Türkiye’den Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü temsilen ben ve benim yanımdaki öğrenciler katıldı. Vahdet Tozan, Mine Doğan, Reyhan Doğan, Merve Çakır ve Erciyes Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü 4. Sınıf öğrencisi olan oğlum Abdurrahman Arslan ile birlikte toplam 6 kişi idik. Ayrıca,  bizden önce giderek programın düzenlendiği Fakültede staj yapan Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencimiz Ece Serap Demircioğlu ve bilimsel çalışma için YÖK aracılığıyla yine bizden önce gitmiş bulunan Uşak Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hasan Hüseyin Akkaş hoca ile de tüm program boyunca birlikte olduk.

Herkesin katkısı ile belirlenen ve benim moderatörlüğüm ile hazırlanan “Light Blue/Açık Mavi” grubunun sunumunu, grup adına, grubun ittifakı ile seçilen Abdurrahman Arslan yaptı. “Internette özel hayatın ihlal edilmesi insanı nasıl etkiler” konulu sunumumuzun öncesinde, benim heyecanlı takdimim ile, her ülkeyi temsil eden öğrencileri anons ederek hem grup üyelerinin ülkelerinin, hem de ülkemizin adını herkesin coşku ile haykırmasını sağlamış olduk.  Benim yönetimim ve takdimim ile grubumuz ve Türkiye adına Abdurrahman Arslan’ın Yaz Okulu’nda yaptığı bu sunumumuzu izleyebilirsiniz.

Polonya ve Lodz hakkında

Programın hem Lodz’ta,  hem de yoğun olması nedeniyle, her ne kadar uçağımız Varşova’ya indi ise de başkent Varşova’yı gezemedik. Kendisini ziyaret etmek istediğimizi Büyük Elçimizi hem Türkiye’den hem de Polonya’da iken telefonla birkaç defa aramamıza rağmen kendisine ulaşamadık. Program, Ramazan’a denk geldiği için bize uygun yemek organizasyonunda zorlandık ama; çok şükür, helal ve uygun gıda bulmanın zorluklarını orada bulunan Türkiye’li dostlarımız bize unutturdu.

Özellikle Lodz şehrinde çok fazla Türk yok. Resmi verilere göre 31 Aralık 2006 tarihi itibarıyla 2500 Türk vatandaşının yaşadığı Polonya’nın, akademik çalışma için gittiğimiz Lodz şehrinde 150 civarında Türk olduğu söylendi. Burada az sayıdaki Türkleri bir araya getiren, Ramazan’da Fethullah Gülen cemaatinin ana okulu kapsamında açılan bir mescitte teravih kılınması ve haftada 3 gün iftar verilmesi idi. Başlangıçta 3 gün olan iftarların haftada her güne yayılacağı belirtildi.

IMG_8678

Ayrıca Türkiye’den değerli dostumuz Polanya’da önemli bir iş adamı olan Ebubekir Taşçı’nın tüm grubumuza verdiği özel iftar da zikredilmeye değer. İftarın kendisinden öte, bulunduğumuz yere 90 km. uzaktan sadece bize ikramda bulunmak için, oğlu ile birlikte gelerek, çöldeki vaha gibi, zengin bir iftar sofrası sunması ise, yemekteki zenginliğin ötesinde kalbindeki zenginliğin göstergesi idi.

Yaz Okulu ve Akademik Geziler :

Programda ders konularıyla irtibatlı detaylı geziler düşünülmüş. Bu nedenle, programda Lodz şehri içindeki;

  • Tarihi ve tabiat güzelliklerine ilaveten özellikle,
  • Turizme açılmış ve artık işletilmeyen Silesian Bölgesindeki kömür ocağı,
  • Zengin bir tarihi yapıya sahip olan Karakow şehri,
  • Tabiat güzelliklerine sahip Tatra dağları ve dünyanın en önemli kayak merkezlerinden birisinin bulunduğu Zakopane şehri
  • O bölgede var olan kaleleri ve en önemlisi  
  • 2. Dünya savaşında Yahudilerin ve diğer milletlerin toplama kampı olarak kullanılan kamplarını ziyaret etme imkanı bulduk.

Silesian Bölgesi Kömür Ocağı ziyaretinden 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Krakow, Zakapone  ve çevresinden

Toplama Kamplarından

http://www.azgezmis.com/auschwitz-ii-birkenau-polonyada-bir-toplama-kampi

Polanya’dan ayrılış ve Avrupa gezisi: Almanya, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Belçika

ALMANYA

Polonya resmi programımızın bitmesinden sonra, Hasan Hüseyin Akkaş hocamızı ve Ece Serap Demircioğlu’nu Polonya’da bırakarak, Vahdet Tozan’ı da Türkiye’ye gönderdikten sonra, 5 kişilik grup ile Almanya’da yine bir değerli dostumuz; hem çalışkan hem de ailesi ile hep birlikte misafirperver olan iş adamı Hilmi Sepetçi’nin misafiri olduk. 2 gece evinde misafir kaldıktan sonra temin ettiğimiz geniş bir araba ve Hilmi Bey’in mihmandarlığı ile uzun süren turistik seyahatimize yeniden başladık.Yolculukhilmi

Hilmi Sepetçi, yangın sonrası tadilat işleri ile  uğraşıyor. Türkiye ile irtibatını da yoğun olarak sürdürüyor. Hatta yılda birkaç ay Türkiye’de bulunuyor. Şu an bazı değişiklikleri düşünse de bir ara yanında çalıştırdığı insan sayısı 100’ü buldu. Hannover’de başlayıp aradaki ülkeleri gezdikten sonra Köln’de biten Almanya misafirliğimizde Hilmi Bey hep mihmandarlığımızı yaptı. Kendisi ile birlikte bir çok ülkeyi ve bir çok şehri gezdik. Değerli dostumuz, hem çalışkan hem de ailesi ile hep birlikte misafirperver olan iş adamı Hilmi Sepetçi’nin misafiri olduk.

2 gece evinde misafir kaldıktan sonra temin ettiğimiz geniş bir araba ve Hilmi Bey’in mihmandarlığı ile uzun süren turistik seyahatimize yeniden başladık.

Dortmund

Önce Dortmund şehrine giderek, hem şehri gezdik,  hem de şehirde bulunan Fest-i Ramazan programına katıldık. Fest-i Ramazan, Ramazan ayında, Sultanahmet meydanında veya Feshane’de yapılan Ramazan programlarını neredeyse aratmayacak cinsten bir Ramazan programı. Oldukça kalabalık bir katılım var. Türkiye’den çok sayıda firma katılarak oraya canlılık katmış. Alana her giriş için kişi başı 1 euro ödeniyor; hani deyim yerinde ise iğne atsan yere düşmeyecek derecede de kalabalık. Sanki bütün Türkiye bu alanda toplanmış. Her taraf Türkiye’nin insanı; her yer Türk yemekleri ile dolu. Bir panayır ya da festival görüntüsü hakim.

Festi Ramazan1Festi Ramazan

Türkiye’den bildiğiniz Ramazan akşamlarının, kuvvetli bir şekilde yaşandığı Dortmund, “Fest-i Ramazan”‘da  iftarımızı yaparak yolumuza devam ediyoruz.

Berlin

Berlin büyük şehir. Almanya’nın başşehri. Bir günde detaylı gezmek mümkün değil. Önceden izin alınmak kaydı ile dünyada milletvekillerinin çalışmalarının ziyaretçilere açıldığı ilk ve belki de tek parlamento Berlin’de. Özel izinle Meclis’in üst katından milletvekillerinin çalışmalarını izleyebiliyorsunuz. Vaktimiz dar olduğu için saatlerce kuyrukta bekleyip, Meclis’in üst katına çıkma imkanı bulamadık. Genel bir şehir turu ile yetindik.

Doğu Almanya ve Batı Almanya’yı 2’ye bölen Berlin duvarının kalıntılarını izledik. İçimizden bazıları, birçok kişinin yaptığı gibi isimlerini ve imzalarını Berlin Duvarı’na hatıra olarak kazıdı.

Ziyaret ettiğimiz önemli yerlerden birisi de Berlin’de, minaresi bulanan bir caminin de yer aldığı Berlin Türk şehitliği idi. Osmanlı dönemine giden bir tarihe sahip Türk şehitliği, önce Milli Görüş teşkilatınca sahip çıkılmış, son zamanlarda ise devletin çabaları ile Diyanet İşleri Başkanlığı  kontrolüne devredilmiştir.

Paris’e gidiş-geliş yolculuğumuzda Doğu Almanya’nın önemli şehirlerinden Dreden, Lepzig, Magdeburg şehirlerine ve tabiki Achen ve gece de olsa Köln şehirlerine girip birer fotoğraf alabildik.

ÇEK CUMHURİYETİ

Prag

Çek Cumhuriyeti, grupta beklediğimizin ötesinde bir ilgi oluşturdu. Özellikle Prag ülkenin başkenti olmanın yanında tarihi birikimi ve yapıları ile önemli bir turizm merkezi.  Hızla gezdiğimiz yerler hakkında yeterli şeyler söylemek pek mümkün olmayabilir ama Çek Cumhuriyetinde dinin işlevi anlamını yitirmiş gibi. “Çek Cumhuriyeti AB‘de Estonya‘dan sonra en büyük ateist nüfusu barındıran ülke. Nüfusun % 60’ının dini inancı yok. Günümüzde kullanılmayan bazı kilise ve manastırlar konser salonu, müze olarak hizmet vermektedir.” (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ek_Cumhuriyeti)

Bizim gözlemlerimize göre de insanlarda büyük bir “ehl-i keyf” görüntüsü hakim. Acayip acayip ve farklı giyimli gruplar sık sık insanların hemen dikkatini çekiyor. Etek giyen erkekler, dikkat çekici yılışık toplu hareketlere sık sık rastlanabiliyor.  Ülkede savaşı göze alacak bir insan yapısı görünmüyor. Dünyalık eğlence ve rehavet yaygın görünüyor. Zaten Bohemya halkının da müziğe olan düşkünlükleriyle meşhur olması da bunu pekiştiriyor. Sözlük anlamına göre de Bohem; “Yarınını düşünmeden yaşayan, günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan yazın ve sanat çevresinden (kimse ya da topluluk) ( http://bohem.nedir.com/#ixzz2aZ7FXPMi.)

Bu fikir Çeklerle mi ilgili bilemiyorum ama görüntüler adeta bu fikri destekliyordu. Polanya adeta yerle bir olurken, Dünya savaşlarına rağmen Prag’ın sapa sağlam durması ve şehirde bir tahribat olmaması söylenenlerle örtüşüyor.

Hasan Hüseyin Hoca’nın Prag’lı bir komutandan yaptığı nakle göre de bu durum sosyolojik bir gerçeği yansıtıyor. Komutan şöyle demiş: “Biz kimse ile savaşmadık. Almanlar geldi, buyur dedik, Koministler geldi, buyur dedik. Onun için bir tahribat yaşamadık.” Bina ve tarihi yapıları itibariyle oldukça güçlü görüntüler var. Gezilmeye ve görülmeye değer bir şehir.
Bu güzel şehirde daha fazla yer görelim diye akşam üstü acele ederken, tekerimizin patlaması unutulmayacak hatıralardan..

FRANSA

Paris

Bu benim Paris’e ikinci gidişim. Hızlıca sürdüğümüz gezimizde ancak, Eyfel Kulesini ve Lovr müzesini gezebildik.

Eyfel bütün haşmetiyle tüm Paris’in görülebildiği oldukça yüksek bir kule. Çıkmaya, görmeye değer bir yer. Zaten Paris’e gidip de, bir mazereti yoksa Eyfel’e çıkmayan pek az kimse olsa gerek. Louvre müzesi ise, “Fransız ihtilâlinden sonra 1793 senesinde, Fransa’da açılan ilk devlet müzesi. Paris’te bulunan bu müze, emsalleri arasında en ünlülerindendir.

Louvre (Luvr) Müzesi; yedi bölümden meydana gelmektedir. Her bölümün başında yetkili ve sorumlu kişiler vardır. Bunlar da müze müdürüne bağlıdır. Resim, heykel, doğu sanatları, Mısır sanatları, Yunan sanatları, sanat eserleri, desen gibi dallara ayrılan kısımlardan meydana gelmektedir. Doğu sanatları bölümünde; heykel, Akat uygarlıklarından eserler mevcuttur. Mısır sanatları kısmı ise, Mısır’dan getirilen ve Kahire Fransız Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalarda ortaya çıkan, uygarlık örneklerinin tanınması bakımından önemlidir.” Müzenin büyüklüğü dikkate alındığında islam eserleri pek güçlü sayılmaz. https://www.facebook.com/media/set/?set=a.481048718600239.99456.403918722979906&type=3

monalisa

Müzeyi gezerken bizim dikkatimizi çeken bir husus şu oldu:
Her ne hikmetse, aslında aslı olmasa da, millet sanki kabeyi ziyaret edercesine Leonarda Vinci’nin eseri, Mona Lisa’nın fotoğrafına gitmiş olması. Aslında bir çok kişi resimden anladığına değil, ama gerek reklamın, propagandanın, tanıtımın ve gerekse sosyal psikolojinin etkisi ile Mona Lisa’nın resmini görmeye gidiyor. Yaklaşık 1. m2′ den küçük olan resmi yakında görmese bile kalabalığın akışına bağlı olarak insanlar onun bulunduğu salona girmeye çalışıyor. Büyük bir kuyruk oluşuyor. Başka hiçbir şey, o kadar izlenmiyor.

BELÇİKA

Brüksel

Avrupa Birliği Parlementosu, Avrupa Konseyi, Avrupa Komisyonu

İlk hesabımıza göre, Brüksel’e girip hızla çıkacaktık. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Belçika ve özellikle Brükselde yoğun Türk nüfusu bulunuyor. Yol veya soru sorduğumuz bir çok kişi Türkiye’li çıkabiliyor. Hatta yolu kaybettiğimiz  sıkıntılı bir sırada, yol sorduğumuz bir kişi ile 2 taraf İngilizce ile anlaşma savaşı verirken, birden her ikimizin de Türk olduğunu fark ettiğimizde ortaya çıkan duygu patlaması görülmeye değerdi: Yahu kardeşim Türk olduğunu söylesene 🙂 

Brüksel, Avrupa Birliğinin önemli bir karar merkezi. Avrupa Birliği ve dolayısıyla Avrupa Parlamentosunun çalışmaları için ciddi bir tanıtım çabası gösteriliyor. Parlamento’nun ziyaretçilere açık bölümünü ziyaret ettiğinizde, Birliğin tarihi ve çalışmaları ile ilgili doyurucu bilgiye ulaşıyorsunuz.  Birlik çalışmalarının başlangıcı olan 1950’den, gelecek olan 2050 yılına kadar bir izleme kurgusu yaşıyorsunuz. Adım attıkça, size verilen sesli anlatım sistemi ile her şeyi detaylı olarak dinleme imkanı bulabiliyorsunuz. Elinizdeki cihazı, ilgili resme tıkladığınızda detaylı bilgi alıyorsunuz. Bu arada Parlamentoya bağlı Televizyon kuruluşu raslantısal olarak benimle de bir ropörtaj yapmış oldu. Çok sesli sistemlerle hazırladıkları film gösterileri sizi adeta parlementonun içinde imişsiniz hissini yaşatıyor.

IMG_2237

Avrupa Parlamentosu’nda mıyız? 🙂

Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu ziyaretçilere açık değil; ama yine de oldukça bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Hazırladıkları enformasyon merkezlerinden istediğiniz kadar bilgi belge alabiliyorsunuz.

Bu arada bizim yaşadığımız olumsuz bir olay unutulmayacak cinsten. Olay bir yönü ile takdir ve tebrik edilmesi gerekirken, diğer yönüyle Avrupa’daki ön yargıyı göstermesi açısından da önemli. Yaşadığımız olay şuydu:

Avrupa Birliği çalışmaları ile ile ilgili birkaç tane enformasyon merkezi var. Belge ve dokümanlar ücretsiz olarak dağıtılıyor. Bu merkezlerden birisinde, görevli olan kişiye oğlum Abdurrahman ile birlikte kendimizi tanıtıp doküman almak istediğimizi söyledik. İstediğinizi alabilirsiniz dedi. Tarihsel bir soru ile ilgili elinde doküman bulamayınca da 200 sayfadan fazla bir dokümanı lütfedip yazıcıdan almak üzere alt kata indiğinde biz de doküman toplamaya devam ediyorduk. O sırada orada görevli olmayan; fakat bizden başka kimsenin bulunmadığı bir sırada kata gelen bir bayan, bizim doküman almamızdan rahatsız oldu ve çok doküman almamamız gerektiğini söyledi, nereli olduğumuzu sorduktan sonra, hışımla ve kızarak yüksek sesle, bunların parasını Türkiye ödemiyor, Avrupa Birliği ödüyor dedi . Hanımefendi, ben öğretim üyesiyim, bu da uluslararası ilişkiler bölümü öğrencisi, izin aldık, eğer para söz konusu ise, parasını da ödeyelim, hangileri paralı ise söyleyin ödeyelim dedik ise de; kadın adeta, açtı ağzını yumdu gözünü. Çok zor durumda kaldık. Sanki o sırada, o katta ondan ve bizden başka kimse olmadığı için hırsızlık yapıyormuşuz gibi pozisyon oluştu.

Ancak çok şükür o sırada izin aldığımız görevli, baskı yapma işini bitirip yukarıya çıkınca olaya şahit oldu ve kadını iyice bir fırçaladı ve bütün milletin önünde dışarı attırdı. Bizden de özür diledikten sonra, “Lüften sakin olun, bu kişi biraz rahatsızdır, zaman zaman bunu yapıyor, buradan doküman alınması ilk defa olmuyorki, bu dokümanlar zaten internette yayınladığımız ve herkese ücretsiz olarak dağıttığımız dokümanlardır” diyerek bize rahat bir nefes aldırdı; ama biz de iyi bir tecrübe edindik. Bu arada kendisine çok teşekkür ederiz.

Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu ziyaretçilere açık değilse de binaların ihtişamından görünebilir yerlerinden ve enformasyon merkezlerinden yine de genel, isterseniz doyurucu bilgi veya malzeme alabiliyorsunuz.

Daha sonra Konsey ve Komisyon merkezlerini de gezdikten sonra, tanıştığımız bir arkadaşımızın yakını Ali İhsan Bey aracılığı ile NATO’yu gezme imkanı bulduk.

NATO

Gezimizde bizim için önemli sürprizlerden birisi de NATO’nun ziyareti oldu. Aslında NATO ziyaretçilere açık değil. Ancak içeride çalışan bir görevli, kendi şahsi misafiri olarak kabul ederse bu mümkün olabiliyor. Rabbim bize böyle bir fırsatı sundu. Ve bir dostumuz aracılığı ile NATO’da çalışan Sadi Bey’in misafiri olarak NATO’nun içini gezme imkanı bulduk. 27 yıldır Brüksel’de yaşayan Balıkesir’li Sadi Bey, Türkiye ile irtibatı hiç koparmamış.

NATO, önemli bir karar merkezi. Merkezde üye ülkelerin sivil ve askeri daimi temsilcilikleri yer alıyor. Sadi Bey sayesinde, iç kısımlara kadar özel izinle girme imkanı bulabildik. Türkiye temsilciliğinin yanı sıra, NATO Genel Sekreteri Rasmussen’in odasına kadar gitme ve görme imkanı elde ettik.

Avrupa gezimiz, hızlı ve çok yoğun bir program oldu. Ramazana denk gelen, kısmen yollarda yaptığımız sahur ve iftarlarla ,adeta yıldırım gibi bir gittik geldik, ama gerek akademik ve gerekse,

soniftar

sosyal, kültürel ve turistik açıdan oldukça faydalı bir program oldu.

Emeği geçen herkese, özellikle daveti yapan Lodz Üniversitesi Ekonomi ve Sosyoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pawel Straso’ya,

Program Koordinatörü Dorota’ya,

Hilmi Sepetçi’ye,

Sadi Bey’e….

Az sonra bahsedeceğim Avusturya WONDER’den Yusuf Kara’ya ve

Tabiiki sabırla katılım gösteren öğrencilerimize çook teşekkür ediyoruz…..

AVUSTURYA

Viyana – WONDER

Programımızın başında yer almasına rağmen, sonda da olsa Avusturya gezimizden bahsetmeden geçemeyeceğim. Avusturya’nın başşehir Viyana gezisi planımızda olmayan sürpriz bir gezi oldu. Uçağımızın aktarmasından dolayı havaalanında geçirmek durumunda olduğumuz 1 günü, Viyana’da  WONDER’in misafiri olarak geçirdik.

WONDER, Türkiye için çok önemli hizmetler yapmış bir kuruluş. Türkiye’deki ÖNDER’in kardeş kuruluşu. Bir ekip olarak önemli hizmetler gerçekleştirmiş. Kuruluşun başında Yusuf Kara bulunuyor. Özellikle 28 Şubat sürecinde, gerek katsayı ve gerekse başörtüsü probleminden dolayı  Türkiye’de okuma imkanı bulamayan öğrenciler için yurt ve yetiştirme imkanları sunarak Avusturya üniversitelerinden yüzlerce Türkiye’li öğrencinin Yüksek Lisans ve Doktora, binlerce  kişinin de Üniversite mezunu olmasına yardımcı olmuş. Almanya’ Amerika, Bulgaristan, Kazakistan, Ürdün vb. dünyanın çeşitli yerlerinde Müslüman insanların yetişmesi için seferberlik yaparak çalışıyor.  Kendisi ile birlikte hareket eden kardeş kuruluşlarla birlikte önemli hizmetler gerçekleştiriyor. Detaylı bilgi sitesinden alınabilir. http://www.wonder.at/

 

 

About The Author

Doç. Dr.Ali Arslan

Number of Entries : 65

Leave a Comment

Scroll to top