You Are Here: Home » Yazılarım » Günlük/Daily » Sosyoloji Dünyasına Yeni Bir Bebek Doğdu

Sosyoloji Dünyasına Yeni Bir Bebek Doğdu

Sami Şener

Prof. Dr. Sami Şener

Sosyoderacilis

SOSYODER Açılış

Dün, 5 Mayıs 2012 Bağlarbaşı Kültür Merkezinde, Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sami Şener’in liderliğindeki “Sosyologlar Derneği”nin resmi açılışı yapıldı. Kamuoyu, böylece yeni doğan bir bebek gibi Sosyologlar Derneğini (www.sosyoder.org) tanıdı. Açılış programına Başbakan Yardımcısı ve aynı zamanda Sosyolog Prof. Dr. Beşir Atalay, İstanbul Milletvekilleri Prof. Dr. Edibe Sözen ve İdris Güllüce, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ş. Tufan BUZPINAR, Prof. Dr. Bedri Gencer ve ismini sayamadığım çok sayıda öğretim üyesi, Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencileri ve mezunları ağırlıklı olmak üzere, çok sayıda öğrenci katıldı. Hem bir sosyolog olmamız, hem de mensubu olduğum Sosyoloji Bölümü’müzün başkanının liderliğinde yapılan bu çalışmaya elbette biz de katıldık. Hayırlı olsun.

Güzel konuşmalar yapıldı ve tebrikler edildi; ama Beşir Atalay’ın konuşması hem bir sosyolog olarak, hem de devlet yönetiminde yer alan bir yönetici olarak, sosyolojinin ya da sosyologların ne yapması gerektiğine verdiği işaretler bakımından oldukça doyurucu idi. Gerek Atalay ve gerekse diğer yönetim kademelerinde bulunan konuşmacıların beyanlarına göre eğer dernek iyi çalışırsa gerekli destekler de verilecek gibi görünüyor.

Bir çocuk doğunca ne yapar? Elbette, başta anne ve babasının himayesinde, önemli bir süre hayata tutunmaya çalışır. Daha sonra gerekli eğitimleri alarak ve becerileri kazanarak, hem hayatın vereceklerini almak, hem de kendi üreteceklerini ortaya koymak üzere, hayat yolculuğuna devam eder.

Program sırasında aklımdan şöyle bir düşünce geçti. Tarihteki bir çok kuruluşun açılışı hakkında, eğer ilgili kuruluşlar, tarihe mal olacak bir etkinlikte bulunmuşlarsa, sonradan yapılan incelemelerde de genellikle; şurada, şu zamanda ilk açılışı yapılmıştı, orada şu kişi, şunları konuşmuştu şeklinde Sosyoderyazılır. Kendi kendime, acaba, biz de şu an, böyle bir açılışta bulunuyor olabilir miyiz diye düşündüm. Tabii her insanın gelecek ömrü bilinemediği gibi, kuruluşun ömrü de geleceği de bilinememekte. Ancak genel bilgilere ve tecürebelere dayalı olarak bakıldığında bazı çıkarımlarda bulunulabilir: Bir istatistikten aldığım bilgiye göre, bir zamanlar İngiltere’de açılan firmaların % 45’i ilk 3 senede batıyormuş. Bu rakamın ne derece olduğunu bilmemekle beraber genel olarak doğru bir gerçeği yansıtıyor. Gerçekten hayata tutunabilmenin en zor zamanı, en aciz olunan ilk zamanlarda yaşanıyor.

Bu nedenle Sosyologlar Derneği’nin, ömrünün uzun olması için kendi açımdan düşünebildiğim tekliflerimi aşağıda belirtiyorum.

  1. Her açılış, kurucunun heyecanı ile başlar ve heyecan devam ettiği müddetçe devam eder. Daha sonra yönetim mekanizmalarının işletilmesi ve kurumsallaşma ihtiyacı ortaya çıkar. Zamanla işler çoğalmaya, kişisel güç yetmemeye ve yönetmek için başkalarının desteğine ihtiyaç duyulur. Yönetim açısından, kapsamları ve içerikleri farklı olsa da şirket yönetimi, devlet yönetimi ve dernek yönetimi arasında bir fark yoktur. Bu nedenle, dernekte de, yönetimin genel ilke ve prensiplerine uygun hareket edilmeli, planlama, örgütleme ve diğer fonksiyonlar doğru olarak çalıştırılmalıdır.
  2. Gerek dernek yönetiminde, gerekse iş hayatında tecrübesi olan bir kişi olarak; yönetimin kişiselleştirilmeden yürütülmesinin daha kalıcı olacağına inanıyorum. Başında kimin olduğu önemlidir ama, insanlar derneği yapıp ettikleri ile bilirlerse, kalıcılığını devam ettirmesi ve taraftar bulması daha kolay olacaktır.
  3. Bütün üniversitelere hitap edilmeli; bu hitap yapılırken, diğer derneklerin varlığına  rağmen neden ortaya çıkıldığı, dolayısıyla hangi yönden farklı olunduğu da ortaya konulmalıdır.
  4. Kuruluş için paylaşılan bir gelecek vizyonu oluşturulmalı; bu vizyon, Bakan Atalay’ın da uyardığı gibi, kalkışı oluşturan belli meseleler yerine, sosyoloji şemsiyesinin altına girebilecek, daha geniş düzeyde ele alınmış, topluma faydalı projeler üretmeyi mümkün kılacak, uzun soluklu bir vizyon olmalıdır. Bu vizyona nasıl varılabileceğinin ortaya konulması için, katkı sağlayacak isimler bir araya getirilmeli, Arama Konferansları aracılığı ile ortak akıl kullanılarak, en az 5 yıllık stratejik bir plan hazırlanmalı ve bu plan doğrultusunda yürünmelidir.
  5. Aidatlarla bağışlarla sınırlı kalınmamalı, projeler üretilmeli, gelir kaynakları sanki bir şirketmiş gibi, kalıcı hale getirilmeli, ancak bu arada şeffaflık kaybedilmeden, gelir giderlerde de şeffaf olunmalıdır.
  6. Derneğin duyurulması ve bilinmesi için, hem bülten çıkarılmalı, hem de yayın yapılmalıdır.
  7. Makul ölçüde sabit personel çalıştırılmalı, periyodik ve düzenli değerlendirme toplantıları yapılmalıdır.  İnsan Kaynakları, Finans, Hedef kitle beklentileri ve işlerin yapılması, süreçlerin sürekli iyileştirilmesi ayrı ayrı ve özel olarak takip edilmelidir.
  8. Diğer sosyoloji derneklerinin çalışmaları incelenmeli, şartlar oluşursa onlarla, ortak aklı kullanarak ortak çabalar için, ortak toplantılar bile yapılabilmelidir. Hatta izleme sadece Türkiye’deki derneklerle sınırlı kalınmamalı, bu izlemeye uluslar arası dernekler de dahil edilmelidir.
    Besir Atalay

    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay

  9. Sosyolojinin temel kalkış noktası, olanı anlamaktır. Atalay’ın da belirttiği gibi, anlamadan çözüm olmaz. Dolayısıyla dernek anlamayı kendisine şiar edinmeli, yöneticilere, yaptığı ya da yaptıracağı araştırmalarla doğru bilgiler sunmalıdır. Bu çerçevede, destek alınabilen konulardan başlanarak uzmanlık alanları oluşturulmalı ve yayınlar da öncelikle bu alanlarda yapılmalıdır. Ayrıca, son zamanlardaki değişimler ve kalıcı ihtiyaçlar da dikkate alınarak islam dünyası için özel bir uzmanlık alanı oluşturulmalıdır.Bağlantılarda kişisel ilişkiler kullanılmalı, ama kişisel düzeyde ve kişisel güçle sınırlı kalınmamalı, kurumsallaşma çabasında kararlılık gösterilmelidir. Unutulmamalıdır ki, ülkemizde binlerce dernek vardır; ama kurumsallaşmış bulunan TÜSİAD, MÜSİAD  gibi dernekler toplumu etkileyen işler başarmışlar ya da kalıcı olmaktadırlar.

Yeni doğumun ülkemiz, islam dünyası ve insanlık için hayırlı olmasını diliyor, sosyologlar derneğine uzun ömürler ve başarılar diliyorum.

 

 

About The Author

Number of Entries : 36

Leave a Comment

Scroll to top