Kategori arşivi: Yazılarım

Allah zamanları döndürür, Amerika da adaletten nasibini alıyor

İnsan olarak yaşadığımız olaylar içerisinde evrilip gidiyoruz; yaşadığımız olaylar bizi şekillendiriyor; düşüncelerimiz bu çerçevede gelişiyor; davranışlarımızı yaşadıklarımızın etkisi ile gerçekleştiriyoruz. Sahip olduğumuz mesleklere bağlı olarak günlük hayatımızı düzenliyoruz. Ve sonunda herkes bilinçli ya da bilinçsiz bu hayatın içerisinde bir koşturmaca içinde gidiyor. Hep iyi yaptığımızı zannediyoruz; Çünkü Kur’an-ı Kerim’de insan fıtratı ile ilgili “Biz insana yaptığını beğendirdik” hükmü var. Böyle olmasa belki insan kendisi ile çelişkiye düşecek ama genelde çelişkiye düşmeden doğru da yapsak yanlış da yapsak yaptığımızı savunuyoruz.

Bir filmi ya da dizi filmini izlerken kendimizi olayların akışına kaptırıyoruz; her an ne olacak diye merak ederek heyecanla olayları takip etmeye çalışıyoruz. Halbuki filmin senaristi, yazarı hangi olayın arkasından ne geleceğini ve filmin nasıl biteceğini biliyor ve o belki de bir köşede kahvesini yudumluyor. Biz ise bir meçhul içinde heyecandan heyecana sürükleniyoruz.

Daha önceleri, Tunus’ta Muhammed Buazizi’nin kendini yakması ile başlatılan Bahar dediğimiz bir serüven bugünlerde George Floyd isimli bir Afro-Amerika’lının bir Amerikan polisi tarafından öldürülmesi ile Amerika’da da yaşanıyor. Siyahiler için sürekli tekrar eden öldürülme ve sonunda yargılanmama durumu çekilemez hale geldi. Buyurun size Amerikan Baharı ya da Afro-Amerikan baharı. “Men dakka dukka.Eden bulur. Başkasının kapısını kötü niyetle çalanın kapısı çalınır. Şimdi bu baharın sonucu nereye gider bilemiyoruz ama şu var ki gerek kişi bazında gerek aile bazında gerek toplum bazında bu gelgitler hayatın bir kuralı olarak her yer ve zamanda devam ediyor. Tarih tekerrürden ibarettir, hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi diyor Mehmet Akif. Kuran-ı Kerim’de Allahu Teala “Zamanları döndürürüz” buyuruyor. Bunun anlamı, ister birey, ister kurum, ister toplum, ister ümmet düzeyinde hangi düzeyde olursak olalım, hayatı iniş ve çıkışlarla yaşıyoruz. Hiç kimse bundan müstağni değil, kimse bunun dışında kalmıyor.

Corona virüsü nedeniyle bütün dünya aklına hayaline gelmeyecek bir süreçten geçiyor. Birkaç ay önce olsa belki böyle bir şeyi düşünmemiz pek mümkün olmayabilirdi ama oldu. Bugün bütün dünyanın insanları yüzlerinde maske ile birbirinden uzak mesafede hayatını sürdürmeye çalışıyor. Demek istediğim şey şu: İnsanoğlu her zaman ve mekanda bir şekilde imtihan sürecinde. Kim olursa olsun. Bu imtihanda iniş de var çıkış da, zorluk da var kolaylık da. Hiç kimse, pehlivan güreşlerinde seslenilen “Altta kaldım diye yerinme, üste çıktım diye sevinmesin”prensibini unutmasın.

Zamanımızın süper güçlerinden Amerika’da neler olduğunu şu an biz görüyoruz ama tarih sürecinde filmin hangi dakikasındayız bilmiyoruz. Onun için her zaman yeni iniş ve çıkışlara hazır olmamız gerekiyor. Müslüman ve inançlı olmak bu konuda bize güç veriyor. Çünkü biliyoruz ki Allah zamanları döndürüyor. Arap baharı, şu baharı, bu baharı, insanlara ümit vererek kendi toplumlarında zalim bir şekilde masum insanları birbirlerine kırdıranlar, özellikle bunu Filistin, Afganistan, Irak ve Suriye gibi Müslüman ülkelerde yaparak milyonlarca masum insanın kanına girenler, bugün bir başka Bahar’la kendileri de karşı https://twitter.com/redfishstream/status/1267073026614493184?s=20karşıya kaldılar. Aslında bu, bir Sünnetullah yani ilahi bir kanun. Onlar da biz de bir başkası da benzer serüveni yaşayacak. Ama sebepler önemli, kendi ellerimizle işlediklerimiz bize fatura olarak dönüyor. Vücudumuzdaki sağlık da öyle değil mi? Hastalandığımız zaman öldük, bittik, mahvolduk diyoruz iyi olduğumuz zaman, “Tutmayın bizi” diyerek önceki durumumuzu unutuyoruz. Aslında her zaman her türlü durumla karşı karşıya kalabiliriz ve her türlü duruma karşı hazır halde olmalıyız.

Ülkemizin kendi tarihine baktığımızda hemen hemen her siyasi görüş iktidara geldi. Adalet Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, DSP, SHP Refah Partisi, AK Parti ve diğerleri. Sağcısı solcusu, inançlısı inançsızı iktidara çıktı ve indi. Ve bu süreç kıyamete kadar devam edecek ama sonuçlar bizim yapıp ettiklerimiz ile şekilleniyor. İlahi kural böyle. Şeyh Sadi Şirazi der ki “Ey insan, dünyaya geldiğin zaman çekeceklerinden dolayı sen ağladın, sen geldin diye başkaları sevindi güldü; giderken de çektiklerinden kurtulduğun için sen sevindin, sen gittin diye başkaları ağladı.” Bilmeliyiz ki hayat uzun ince bir yoldur, giden geri gelmemektedir, bu dünyada herkes kendi rolünü oynamakta ve oynadıktan sonra sahneden inmektedir. Bu sahnede ve bu yolda inişler ve çıkışlar vardır, altta kaldığımız için yerinmemeli, ümitsiz olmamalı, üste çıktığımız zaman da kendimizi kaybedip böbürlenmemeli, her ihtimale karşı her zaman hazırlıklı ve sakin olmalıyız. Çünkü gündüz gece, yaz ve kış gibi insanın yaşadığı olaylar da sürekli dönüyor ve değişiyor. Ve her ikisi de normal bir durum.

Elimize imkanlar geçtiği zaman şımarmamalı, imkanlar elden çıktığı zaman öldük bittik, mahvolduk, yok olduk dememeliyiz; her zaman tedbirli ve her zaman hazırlıklı olmalıyız. Hiçbir zaman zalim değil, her zaman adil olmalıyız. Unutmayalım Allah zamanları döndürür, ama zorluklar da kolaylıkla beraberdir. Yeter ki olaylardan ve yaşadıklarımızdan gerekli dersleri çıkarabilelim. 

Bayramlar Niçin Önemlidir?

Bayram geldiğinde insanların duyguları değişir. Çünkü insanlar Bayram gelmeden önce bayramda birbirine karşı güler yüzlü olmaya, iyi duygular beslemeye, birbirinin hal ve hatırını sormaya, birbirini ziyaret etmeye, birbiriyle iyi konuşmaya, kötü şeyler söylememeye, çatışmaya girmemeye, her türlü kötülükten uzak durmaya niyet ederler. Eğer bir ölçüm sistemi olsaydı,  insanların normal zamanda havaya kattıkları iyi duygular ve kötü duyguları ölçebilseydi herhalde aradaki fark çok net bir şekilde görülebilirdi. Tıpkı koronavirüste insanların havayı kirletmeden evlerine çekildiklerinde hava kirliliğindeki azaldı denmesinde olduğu gibi. İnsanların da bayramlarda ortaya kattığı, yaşadığı ve yaşattığı duygular tıpkı çocuklukta olduğu gibi bir şekilde olumlu duygular oluyor. Bu da aynı şekilde yağmurun havayı temizlemesi gibi insan ruhunu temizliyor.

Duygularımız sürekli değişiyor


İnsan duyguları halden hale geçiyor, her an değişik duyguları yaşıyoruz. Bazen iyi bazen kötü duygularla besleniyoruz, bazen kendimiz üretiyoruz ama bayram öncesi bilinçli bir şekilde programlı bir şekilde olumlu duygu üretme çabasını gösteriyoruz.  Koronavirüs salgını nedeniyle her ne kadar fiziken birbirimize yakınlaşmaktan mahrum kalsak da bayram sevincinin yaşanması bu üretimin yapılmasına tamamen engel değil.  Bir tedbir olarak fiziken bir araya gelemesek de duygularımız bir araya gelebiliyor. Sosyal psikolojinin harekete geçmesi için bir arada bulunmak en kuvvetli yön ama iletişim ve düşünme yoluyla bile bunu bir ölçüde sağlayabiliyoruz. Bunun için çeşitli arayışlara girmeye, alternatif araçlar üretmeye  ve elektronik iletişim araçları vasıtasıyla bayramlaşmalarımızı sürdürmeye çalışıyoruz.

Hatta günümüzde ortaya çıkan bu gelişmeler arayıcılığı ile dünyanın neresinde olursa olsun, sesli ve görüntülü olarak birbirimize yakınlaşabiliyoruz, ileteşebiliyoruz,  bayramlaşabiliyoruz yeter ki isteyelim.

Allahu Teala, insan fıtratını bildiği için bize duygusal olarak arınma vesileleri koymuş. Bu nedenle aslında bu, yaratılışımızın gereği. Eğer biz duygularımızı sürekli pozitif hale çevirmeye çalışırsak sonuçları da olumlu oluyor. Hep koşuşturmanın yanında arada bir frene basıp kendimizi ve birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız var.

Bayramlar her türlü inanca sahip toplumda mevcut. Dolayısıyla yaratılıştan duydukları ihtiyaç gereği bir şekilde oluşturup bütün toplumlar kısmi veya kapsamlı bayram yaşıyor ise de biz Müslüman toplumlar olarak bu programı doğrudan Cenab-ı  Hak’tan alıyoruz. Bir araya gelme programı bize cuma namazı, bayram namazı gibi çeşitli vesilelerle  bize verilmiş ve bunlar bizim bir araya gelmemizi zorunlu kılıyor ise de bu kısmi durum, Ramazan ve Kurban Bayramında yaşlı, genç, kadın erkek, çoluk çocuk  istisnasız bütün Müslümanları içine katıyor. İnsanın yalnız kalmaması ve yalnız kalınmaması gereken dünyada insanlar Allah-ü Teala ve dinler aracılığıyla olumlu duygulara yönlenmesi istenen varlıklardır.

Bayramların insanları ve toplumları huzura kavuşturmak gibi bir fonksiyonu var; bayramdaki tüm ilişki sistemlerimiz değişiyor. Her birimiz, evlerimizde hazırladığımız tatlılar veya hediyelerle ikramda bulunmaya çalışıyoruz, evlerimizi temizleyip, her türlü işten uzaklaşıp, misafir gelecek konumuna geçerek gelen insanları güler yüzle karşılayarak, buyur ediyoruz. Dolayısıyla insanlar arası İlişkilerde bir iyileşme meydana geliyor, toplumsal yapının dinamikleri değişiyor. Tabii ki bu ortamda onların arasını bozmaya çalışan Şeytan’ın işi zorlaşıyor. Çünkü insanlar arası ilişkiler belli ölçüde düzeliyor. Bütün insanlar da bunu ortak bir değer olarak kabul edince toplumsal bir uzlaşım ortaya çıkıyor.

Diyelim ki bazı insanlar için bayramlar önemsiz. O zaman ne olacak? Onlar da başka bir zeminde bu tür bir arayışa gireceklerdir. Yani bu bir fıtratın gereğidir. Başka olayları vesile kılarak bayram oluşturmaya çalışacaklardır.

Mutlaka istatistiklerde vardır ama eminim ki bayramlarda adi suç işleme oranları düşüyordur. Bu yan etkilerini aldığımızda bile faydalı olan bayramların bir de manevi cephesi var ki o zaten başlı başına yeterli bir gerekçedir. Ramazan Bayramı gelmeden önce Ramazan’da 1 aylık oruç ile maddi ve manevi özel bir eğitimden geçiyoruz. Bu ayda ruhen kendimizi hazırlıyoruz, sadaka, fitre ve zekat gibi “veren tarafımız” ön plana çıkıyor. “Veren el” olma yönümüz güçleniyor, herkesin almaya değil de vermeye hazır olduğu bir toplumdan daha ideal bir toplum ne olabilir ki?

Gözle görülmeyecek kadar küçük bir korona virüs bütün insanlığı esir aldı, hepimiz feleğimizi şaşırdık. Bu minicik bir virüsün etkisiyle dünyadaki her şey değişti; siyaset, ekonomi, insan ilişkileri, eğitim, hemen hemen her alana bu virüsün etkisi ulaştı. İşte bunun gibi sıradan bir olay zannettiğimiz bayramlarda da biz bir buçuk milyarlık Müslümanlar olarak aslında Ramazan’da sadaka, fitre ve zekatlarımızla, Kurban bayramında ise kestiğimiz kurbanların etlerini ikram etmek suretiyle yine verici yönümüzü öne geçirerek aramızdaki ilişkileri iyileştiriyoruz, yardımlaşma boyutumuz güçleniyor. Hele bunu herkes bilinçli yapabilse ne muazzam sonuçlar ve faydalar ortaya çıkacak. Bu açıdan bakıldığında koranavirüs olayı gibi üzerinden ders çıkarılması gereken bir durumdur.

Teşekkür ve takdir etmeyi bilmek

 İşin yukarıda bahsettiğim duygusal arınma boyutu ve manevi tarafı apayrı bir fayda oluşturuyor. Manevi arınma ile kul olduğumuzun bilincini hissetmemiz ve her türlü Nimet’in Allahü Teala’nın bir ikramı olduğunu düşünmemiz, ayaklarımızın yere basmasına yardımcı oluyor. Insanın minnettar olması, teşekkür ve takdir etmeyi bilmesi önemli bir özellik. Bayramla birlikte bu şükür ve teşekkür duygularımızda bir artış meydana geliyor. Bayramla birlikte bir buçuk milyarlık İslam dünyasında ortak hareket etme, bir bütünün parçası olduğumuzu hatırlama ve hissetme duygumuz gelişiyor.

Olumlu duyguların milli bayramlarda da ortaya çıkması söz konusu olabilir ama milli bayramlar çeşitli vesilelerle oluşturulduğu için dini bayramlar kadar kapsayıcı ve etkileyici değil; ama problem yok. Bayram bayramdır. Yeter ki insanlık yanlış şeylerde değil, güzel şeylerde bir araya gelsin, güzel davranışlarda bütünleşsin, bir tarafı ezmede, düşmanlıkta değil iyilik ve hayırda birleşsin ve yardımlaşsın.

Hayata Müslümanca bakmasanız yine de bir şekilde bir bakış oluşturmak durumunda kalırsınız. Bu bakış açıları bazen çok sığ, bazen çok yetersiz, bazen çok bencil olabilir. Örneğin bayramda sadece kendiniz için denize girebilirsiniz ama bu belki sadece kısmi olarak sizi ferahlatır. Halbuki bayramlaşma karşılıklı bir alışveriş olduğu için herkesi duygusal ve manevi huzura kavuşturmaktadır.  Bu nedenle bayramları hem manevi açıdan Rabbimizin bize bir ikramı olarak hem de kendi aramızda dayanışma, yardımlaşma, iyileşme, toplumsal bütünleşme, ruhen iyileşme gibi katkıları nedeniyle bayramları iyi değerlendirmek gerekir.

Bayram bir sevincin paylaşılmasıdır Tıpkı insanın yari ve sevgilisi ile buluşması gibi bir paylaşım. iki taraf da birbirine kavuşmanın verdiği haz ile mutluluk duyarlar. Bu nedenle her türlü çıkar ilişkisinin terkedilip tamamen yakınlarımız, dostlarımız ve arkadaşlarımız ile birlikte bir araya gelmeyi ve sevinçleri paylaşmayı düşünerek Bayram yapmak bizim insan olma boyutumuzu hem öne çıkarır hem de güçlendirir.

En büyük bayrama hazırlıklı olmak ne güzel

Bütün bunlara rağmen, dünya ve ötesi açısından bakıldığında dünyadaki bayramlar elbetteki küçük örneklerdir; en büyük Bayram ise Onun rızasını kazanarak Rabbimize kavuştuğumuz gün kutlayacağımız bayram olacaktır.

Bunu Hacı Bayramı Veli ne güzel dile getirmiştir. Günümüz, geleceğimiz ve ahiretimizin hep bayram olsun dileğiyle Ramazan bayramınızı tebrik ederim.  Her türlü hayrın fethi şerrin def olması dileğiyle….

BAYRAMİ imdi, BAYRAMİ imdi
Bayram edersin yâr ile şimdi
Hamd-ü senâlar, hamd-ü senâlar
Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm

https://ilahis.org/ilahis/3110

Bu ilahiyi ve diğer bir “Bayram edelim” Ahmet Özhan’ın sesiyle dinlemek için tıklayınız.

https://www.youtube.com/watch?v=TYHh9Lq0r80

Koronavirüs, Ramazan Ayı ve İtikaf

Koranavirüs nedeniyle insanlık tarihinde belki de daha önce hiç karşılaşılmamış geniş bir düzeyde ortak bir tecrübe yaşıyoruz. Bu dönemde herkes bir tehlikeden kurtulabilmek için evine kapanmak durumunda   kalıyor. Tabii bu eve kapanma her türlü ilişkiyi farklı bir şekle çeviriyor. Ekonomi, siyaset, aile içi ilişkiler, dini hayat, devletler arası ilişkiler, yardımlaşma, çatışma ve düşmanlık, sağlık, eğitim gibi birçok alanda ve birçok kurumda yeni bir normal ortaya çıkıyor.

Burada belki de en çok farkına vardığımız bir şey, insan olarak ne kadar aciz olduğumuzun anlaşılması. Çünkü koronavirüs, hiçbir sınır, hiçbir ülke, hiçbir iktidar, hiçbir güç, hiçbir varlık tanımaksızın herkese musallat olabilecek güç ve kudrette. Bu nedenle hiç kimse ona meydan okuyamıyor. Bu nedenle konuşmalar hep ölçülü ve tedirgin. Sözler, aşı kısa zamanda bulunur, bulunamaz, belki de hiç bulunamaz gibi ikilemler içerisinde dönüp dolaşıyor. Burada insanı  düşündüren bir durum söz konusu, insanın durup bir kendisini dinlemesi gerekiyor. Ne oluyor? Niçin oluyor?

Müslümanlar olarak bizim bu anlamda kendi kendimize sorgulayacak birçok durağımız var ve belki de bu, insanın yaratılış programında olması gereken bir durum. Çünkü insan yapımı motoru bile hiç durdurmadan, dinlendirmeden çalıştırır ve sürekli sürerseniz bir noktadan sonra tehlike ile karşılaşabilirsiniz. Cenab-ı Hak, bize geceyi yaratmak suretiyle bu imkanı vermiştir. Namaz ve orucu sunmak suretiyle bu zemini hazırlamıştır; zekat ve sadaka sureti ile elden mal çıkarmanın ve cimrilikten kurtuluşun farkındalığı oluşturulmuştur.

Bir de bunun ötesinde Ramazanın son 10 gününde Peygamber Efendimizin (sav) uygulamasına binaen yapılan itikaf ibadeti de böyle bir sorgulama için önemli bir vasıtadır. En uygunu ve ideali Ramazan’ın son 10 gününde olmakla birlikte daha kısa da yapılabilir.  Burada önemli olan niyet etmektir. İtikafta ne yapılır? Olabildiğince dünya işlerinden el çekilerek Cenab-ı Hak ile başbaşa kalınmaya ve kişinin kendisini sorgulamaya, tövbe istifar etmeye, zikir yapmaya ve ahirete hazırlıklı olmaya çalışılır.

Açık söylemek gerekirse ben daha önce itikaf yapmadım fakat korona günleri ile birleştirerek kısa da olsa evimde buna bir niyet ettim. Bu sırada geçmişte yaptıklarımızı ve hayatımızı sorgulama zemini buldum.

Korona, bize temizliğe dikkat etmemiz gerektiğini dayatarak gösterdi. Ramazan ayı ve itikaf da bize ruh temizliğinin gerekliliğini gösteriyor. Bu süreçte her gün yüklendiğimiz günah kirleri veya hatalar veya yorgunluklar sonucunda ruhunuzu arındırmaya ihtiyaç olduğunu anlıyorsunuz. İslam, bunu bize ibadetler aracılığıyla öğretirken, Uzak Doğu’da bu meditasyon ile başarılmaya çalışılıyor. Yani her halükarda insanın bir sükunete, kendini dinlemeye ve kendi muhasebesini yapmaya ihtiyacı var.  Hayat sürekli bir koşuşturma değil. Bu koşuşturma ile birlikte yeniden enerji toplamaya da ihtiyaç söz konusu.

Güneş, D vitamini sağlayan en büyük enerji kaynağı; fakat siz bunu bazı ilaçlarla bir dereceye kadar belki alabilirsiniz ama hiçbir zaman Güneş’in verdiği enerjiyi sağlaması söz konusu değil. İşte ibadetler de özellikle Ramazan ayı Müslümanlar için kendilerini sorgulaması gereken önemli bir ay. Güneş enerjisi gibi bizi arındırıyor.
Bu ay ve günlerde maddeten ve manen arınmamız ve sağlıklı günlere kavuşmamız temennisiyle.                                                                     17.05.2020

Hz. Muhammedin Günlüğü (sav) web sitemiz yayınlandı

Hz. Muhammedin Günlüğü (sav)

Doğumuyla alemleri şereflendiren, insanlığa hayat rehberi olan ve bunu yaşayışıyla bizzat gösteren peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav) günlük hayatında acaba nasıl davranıyordu? Bunu merak ettik ve Sakarya Sosyoloji Bölümü Din Sosyolojisi dersini alan öğrencilerimizle birlikte onun hayatını günlük bir şekilde tespit etmeye ve toplumsal hayatı nasıl etkilediğini ve toplumu nasıl yönlendirdiğini anlamaya çalıştık.

Fakat işin detaylarına girip bunun ne kadar büyük bir sorumluluk hissettirdiğini görünce bireysel araştırmalar yerine bu konuda doğruluğu tescil edilmiş ve Hz. Peygamber Efendimizin hayatını kronolojik olarak tespit etmiş sağlam kaynaklara başvurduk.

Tereddütlere meydan bırakmamak için bu yolda Siyer Vakfı’nın hazırlamış olduğu iki kitabın çok büyük bir kısmını, vakfın izni ile “Hz Muhammedin Günlüğü” isimli hazırladığımız yeni web sitemize kronolojik olarak yükledik. Bu kitaplardan birisi Prof. Dr. Kasım Şulul’ün “Son Peygamber Hz. Muhammed’in (a.s.) Hayatı, 2014 isimli eseri, diğeri de Siyer Atlası’dır.

Sitedeki tüm hatalar bize aittir. Her türlü geliştirme tekliflerine ve uyarılara açığız. Peygamber Efendimizin doğum gecesi münasebeti ile sitemizi yayına açmış bulunuyoruz.

Bilgilerin üretilmesinde ve siteye veri girişinde çok sayıda öğrencimizin katkısı olmuştur. Özellikle aşağıdaki arkadaşlarımızın katkıları oldukça üst düzeydedir.

  • Zehra Nassan
  • Ayşenur Külünk
  • Aylin Çekingen
  • Kübra Özcan
  • Güzide Özcan
  • Ebrar Betül Güngör
  • Yunus Çelik

Sitenin kullanım şekli

Sitemizde Hz. Peygamberin hayatı kronolojik olarak verilmiştir. Doğumundan vefatına uzun yılları aldığı için gösterim sağa ve sola ilerleme şeklinde düzenlenmiştir. Hz. Peygamberin hayatını kronolojik olarak ve verimli bir şekilde izleyebilmek için tuşları sağ veya sola, aşağı veya yukarıya ilerletmeniz gerekmektedir.

Sitenin geliştirilmesi konusunda katkıda bulunabilecekseniz, lütfen bizimle temasa geçiniz.

Doç. Dr. Ali Arslan
aliarslan@sakarya.edu.tr

Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

 

Üstün Başarılı Üniversiteli Öğrenciler kitabımın 2. baskısı çıktı

üstün başarılı üniversite öğrencileri1                Doç. Dr. Ali Arslan’ın üniversitede  okuyan 1737 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirdiği “Üniversite Öğrencilerini Üstün Başarıya Götüren Örgütsel ve Sosyal Faktörler Araştırması” isimli kitabının 2. Baskısı Sakarya Üniversitesi yayınları arasında çıktı. 275 sayfadan oluşan ve birinci hamur kağıda basılan ve bilimsel bir araştırma ürünü olan kitap aşağıda adresi belirtilen Üniversite adresinden 12 TL karşılığında temin edilebiliyor.

Üstün başarılı olmak her öğrenci için özlenen bir durumdur. Bir çok kişi, kendine göre elinden gelenin en iyisini yapmasına rağmen, istediği ideal başarıya ulaşamamakta; başarılı olanlar ise, mutlu sona ulaşıp; yeni limanlara açılmaktadırlar.

Bu kitapta, üniversiteye yeni gelen öğrencilerin akademik başarı ve performansları incelenmektedir. Hızlı değişim sürecinde, örgütsel ve sosyal faktörlerin, öğrencileri nasıl ve ne derece etkilediği; öğrencilerin nelere bağlı olarak üstün başarıya ulaştığı ya da ulaşamadığı yapılan bir araştırmaya dayanarak açıklanmaya çalışılmaktadır.

Kendi başarısını hangi sosyal ve örgütsel faktörlerin etkilediğini anlamak isteyen her üniversite öğrencisinin ve araştırmacıların okuması gereken bir kitaptır.

Bu çalışma, sosyoloji ve örgütsel davranış disiplinleri çerçevesinde, sosyolojik bakış açısı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın öncelikli hedefi, üniversite hayatının en büyük ve en hızlı değişimini yaşayan; yeni üniversite öğrencilerinin değişimlerinin ve üstün başarıya  ulaşmalarının nedenlerinin bilimsel analizini yapmaktadır.

Kitap Üniversite kütüphanesinde bulunan satış bürosundan posta yolu ile ya da doğrudan temin edilebilir. Temin  yolu aşağıda belirtilmiştir.

SATIŞ:

Sakarya Üniversitesi Kütüphane/Kitap Satış Bürosu

Tel: 0(264) 295 53 53 /
http://www.kutuphane.sakarya.edu.tr/index.php?pid=satis

Facebook: Üstün Başarılı Üniversite Öğrencileri

 

 

Sosyolojik Düşünme: Pratik Uygulama Kitabının 2. Baskısı çıktı

AFÝÞ SOSYOLOJÝ.cdr
Sosyolojik düşünmeyi teoride bırakmayıp, düşünmeyi sosyolojik olay ve olgulara pratik olarak uygulama amacı ile Vincent Ryan Ruggieoro’nun kaleme aldığı ve Doç. Dr. Ali Arslan’ın Türkçe’ye tercüme ettiği “Sosyolojik Düşünme: Pratik Uygulama Kitabı”nın 2. Baskısı çıktı.

ARGEDA Yayınevi tarafından yayınlanan eser 176 sayfadan oluşuyor. 15×21,5 cm, karton kapak ve kitap kağıdından oluşuyor. ISBN: 978-605-85617-1-7 olup kitabın fiyatı 15 TL’dir.

“Sosyoloji, ezberlenecek bir gerçekler koleksiyonu değil, aksine sosyal bakımdan önemi olan konuların sürekli bir şekilde sorgulanmasıdır” prensibinden hareket ederek hazırlanan kitap, toplumsal analiz yapmak isteyenler için önemli bir yöntem teklif etmektedir. Kitapta tutulması tavsiye edilen “Sosyolojik Günlük” uygulaması kitaba ayrıcalık kazandırıyor ve bir el kitabı niteliği ile sosyolojik düşünmeyi pratiğe aktarmaya çalışıyor.

Sosyoloji Bölümü öğrencileri ve öğretim üyeleri başta olmak üzere, hem düşünmeyi hem de sosyolojiyi birlikte ele alarak sosyolojik düşünmeyi, toplumsal olay ve olguları analiz etmeyi, yorumlamayı ve bu yoldaki birikimin kuvvetlendirmeyi arzu eden herkes için bir elkitabı niteliğindedir.  

İkinci baskıya geçerken tercümesi yeniden gözden geçirilen eserde herkesin anlayabileceği akıcı bir dil kullanılan eser, sosyoloji bölümlerinde ders veya yardımcı ders kitabı olarak kullanılabilecek nitelikte.

Herhangi bir bilim alanındaki kapsamlı bir çalışma, etkili düşünme stratejilerini kullanmayı gerektirir. Buna rağmen, bu yeteneğin geliştirilmesi için nadiren tam bir çaba gösterilmiştir. Ryan Ruggiero’nun Sosyolojik Düşünme Pratik Uygulama Kitabı isimli bu eseri, diğerlerinin yapamadığı şekilde, sosyoloji sahasındaki bir boşluğu doldurmaktadır. Çalışmayı, diğer yarışan eserlerden daha üstün hale getiren şey, onun düşünmeyi kapsamlı bir biçimde işlemesidir. Sosyolojik düşünmeyi; Eleştirel, Yaratıcı ve Yansıtıcı olmak üzere 3 boyutta ele almakta; düşünme stratejilerinin, sosyolojik konulara pratik olarak uygulanmasına vurgu yapmaktadır.

Kitabı toplu olarak temin etmek isteyenler ARGEDA/ Fatih İstanbul (0212 531 72 81) yayin@argeda.com.tr adresinden, parekende veya toplu olarak temin etmek isteyenler de KİTABEVİ/Cağaloğlu/İstanbul (0212 521 43 28 / 0212 511 21 43  kitabevivaris@gmail.com adreslerinden temin edebilirler.

Bilgi için bakınız:
http://www.aliarslan.net

http://www.aliarslan.sakarya.edu.tr/tr

fb-arthttps://www.facebook.com/Sosyolojik-Düşünme-Pratik-Uygulama-Kitabı-241237872697576/

Uzunçınar’da Tarih ve Değişim

tarama0020Sakarya Akyazı İlçesi Uzunçınar Köyü’nde (yeni şekliyle mahalle) sürdürdüğümüz Bütün Yönleri ile Uzunçınar araştırması projesi meyvelerini vermeye başladı. Projenin bir özeti ve tanıtımı mahiyetinde olan Uzunçınar’da Tarh ve Değişim isimli makalemiz Şehir ve Kültür dergisinde yayınlandı. Yazıyı indirip okuyabilirsiniz.

Uzunçınarda-Tarih-ve-Değişim.pdf (541 indirme)

Uluslararası KAD sempozyumunda yeni bir sosyoloji öğretimi önerisi

aliarslan2KAD (Kritik Analitik Düşünme) Perspektifinden Sosyoloji ve Sosyoloji Öğretimi” başlıklı bildirim ile katıldığım ve Akademik Platform, Kritik ve Analitik Düşünme Platformu ve Sakarya Üniversitesi tarafından organize edilen “1.Uluslararası Kritik ve Analitik Düşünme Sempozyumu” yerli ve yabancı çok sayıda akademisyenin, bürokratın, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla, 10 Nisan 2015 tarihinde Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Ezberci sosyoloji öğretiminin terk edilmesi gerektiğini belirttiğim ve aşağıdaki linkten indirebileceğiniz bildirimde özetle şunları söyledim: “Bizim, Müslüman toplumlar için materyalist ve seküler bir sosyolojiye değil, İslami bir sosyolojiye ihtiyacımız vardır. Bu sosyolojinin konusu, sınırları ve metodolojisi konusu üzerine daha fazla çalışılmalı, netleştirilmeli ama bu da kritik, analitik ve zihni daha aktif kullanılarak, problem temelli bir şekilde yapılmalıdır. Bilim insanı olmak, Müslümanı, toplumun iyileştirilmesi sorumluluğundan uzaklaştırmaz. Müslüman bilim insanları olarak bizim de toplumu iyileştirme görevimiz olduğunu belirtmek istiyorum.”

KAD Platformu Koordinatörü Av. Taner Ürkmez, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Cenevre İslam Merkezi Başkanı ve Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Ramazan, Uluslararası Malezya İslam Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Mümtaz Ali Hakkı ve çok sayıda yerli ve yabancı konuşmacının katıldığı sempozyum başarı ile sonuçlandı. Sempozyum ile ilgili detay bilgiler ekteki linklerden de alınabilir.

http://www.kritik-analitik.com/NewsPopUp.aspx?Id=1211

http://www.iscat.info/Default.aspx

Bildiriyi buradan indirebilirsiniz: KAD-Perspektifinden-Sosyoloji-ve-Sosyoloji-Öğretimi.pdf (308 indirme)

aliarslanaliarslan3 aliarslan4 aliarslan5 aliarslan6 aliarslan7

   muhammedmümtazmuzafferelmas
tanerürkmez
salontarık ramazantarıkramazan

 

Günümüz Bakışıyla Hz. Muhammed (sav)’in Liderliği

gül
Kutlu Doğum Haftasına denk gelen bir zamanda Bilge Adamlar Dergisinde yayınlanan Günümüz Bakışıyla “Hz. Muhammed (sav)’in Liderliği” konulu yazım istifadenize sunulmuştur.

Eli kalem tutan herkes birçok şey yazabilir; ama ne derece hakkını vererek yazdığı bir başka konudur. Hz. Muhammed (a.s.)’ in liderliğini anlatabilmek benim haddime değil. Ne var ki talep karşısında, karınca misali, ona bir adım yaklaşabilmek ve onu tanıtabilmek adına bunun hoş görüleceği ümidindeyim.
Onu anlatmak neden zor? Çünkü O, âlemlere rahmet olarak gönderilmiş ve Kur’an-ı Kerim’de bizzat Allah (c.c.) tarafından övülmüş, yaptıklarıyla da bu övgüye layık olduğunu göstermiş, seçilmiş, desteklenmiş sıra dışı bir insan ve bir peygamber. Başlangıçta ümmi olan; fakat ortaya koyduğu sonuçlarla âlemlere rahmet olan bir kimseyi anlatmak, bir siyasi parti, ya da bir topluluğun liderini anlatmakla eşdeğer tutulamaz. O’nunla ilgili bizzat Allah-ü Teâlâ, “Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.” (Kur’an-ı Kerim Haşr /59-7)” demektedir. Benim kelimelerim O’nu anlatmaya yetmeyecek; ama zihnimizdeki bilgiler ışığında kalemimizden dökülenleri O’nun dostluğunu ve şefaatini kazanırız ümidiyle aktarmaya çalışayım.

Yazının devamını indirebilir, yazının yayınlandığı Bilge adamlar dergisini inceleyebilirsiniz.

[Yükleme bulunamadı.]

http://bilgeadamlar.net/main.php       Bilge Adamlar